ben kanalları dolaşıyodum bir kanala rasladım.game mi öyle bişeydi kanalın adı.daha sonra baktım iki adam bi oyunu tartışıyo. gta vice cityyi tartışıyolardı. bazen oyunu oynuyolardı.bazende konuşuyolardı.oyuna geçtiler. bi baktım adam günlük hayattaki gibi hareket ediyo.araba çalıyo.adam dövüyo.daha sonra bende bu oyunu alcam dedim.ve aldım ilk aldığım gün başından kalkmadım
Grand Thef Auto ile tanışmam tamamen tesadüf sonucu olmuştu. Bundan tam 7 sene önce, soğuk bir cuma akşamıydı. Bir arkadaşımın evinde bir yandan çayımı yudumluyor bir yandan da onun bilgisayarını kurcalıyordum. Kurcalarken GTA isminde bir klasör keşfettim. Aslında arkadaşımın bu klasörden haberi bile yoktu. Bilgisayarını yeni almıştı ve fazla kurcalamaya da fırsat bulamamıştı. Merakla klasörün ikonuna çift tıkladım ve karşıma üzerinde Amerikan bayrağı olan GTA.EXE ikonu çıkıverdi. Hiç tereddütsüz bir çift tıklamada o ikona yaptıktan sonra arkadaşımla beraber saatlerce başından kalkamayacağımız bir oyunu keşfetmiş olduk. Bu oyun piyasadaki bir çok oyundan farklıydı. Kuşbakışı bir kameradan oynanıyordu ve oyunda müthiş bir serbestlik vardı. Koca bir şehrin altını üstüne getirebiliyor ve hepside birbirinden eğlenceli görevleri yapmaya ve para kazanmaya çalışıyordunuz. Sokak çeteleri ile silahlı çatışmalar, arabalı takipler, polisler, istediğiniz arabayı gasp edebilme, istediğiniz yere gidebilme özgürlüğü. Oyundan her açıdan farklı ve eğlenceliydi. O kadar eğlenceliydi ki akşam saatlerinde oynamaya başladığımız oyunun başından ancak gece geç saatlerde kalkabilmiştik. GTA ile tanışmamdan sonra hayatımda bir çok şeyin değiştiğini söyleyebilirim. Hemen oyunu alıp evde kendi bilgisayarıma da kurarak aylarca hatta bir sene boyunca hiç bıkmadan deli gibi oynadım. Bir sene sonra piyasalara çıkan genişleme paketi GTA: London 1969 ise kısa bir oyun olmasına karşın beni oldukça memnun etmişti. GTA ülkemizde o zamanlar fazla tanınmıyordu ama özellikle Amerika ve Avrupa’da bir çok fanı olan bir oyun olup çıkmıştı. Rockstar Games, BMG İnteractive’in elinden GTA’nın tüm haklarını satın aldıktan kısa bir süre sonra ise karşımıza GTA 2 çıkıvermişti. GTA 2 aynı zamanda benim ekran kartımı değiştirmeme de vesile olan oyundur. İkinci oyun direct3D ve OpenGL destekli ekran kartlarına göre hazırlanmıştı ve 2 mb’lık S3 Virge ekran kartım ile oyunu çalıştıramadığım günün ertesi günü Voodoo 3 satın almak zorunda kalmıştım. GTA 2 üzerimde ilk oyun kadar büyük bir etki bırakmasa Rockstar Games’in oyuncular üzerinde daha büyük bir etki bırakma düşüncesi sonucu karşımıza GTA 3 çıkıvermişti ama bu oyun sadece Ps2’cilere hitap ediyordu. Oyun eskisi gibi kuşbakışı kameradan oynanabilse de yapımcıların asıl amacı Third Person kameradan oynanan bir aksiyon oyunu yaratmaktı ve bir çok oyuncuya oyunu bu kamerayla oynamak daha cazip gelmişti ve belki de sırf bu yüzden GTA 3 ilk iki oyundan çok daha fazla bir etki yaratmıştı oyuncular üzerinde. Diğer yandan bir sene sonra PC’ciler bu muhteşem oyunu oynama fırsatını yakalayabilmişlerdi. Çünkü henüz Ps2’nin hızına yetişebilecek bir sistem yoktu piyasalarda. Şimdi durum tam tersine dönse de bundan 3-4 sene öncesine kadar durum böyle idi. PC’ye çıktığında ise bir çok insan gibi bende sistem canavarı olan bu oyunu çalıştırmakta güçlük çekmiştim. İşte ikinci kere ekran kartı değiştirmeme neden olan oyunda GTA serisinin üçüncü oyunu olmuştu.(biraz destan gibi oldu kusura bakmayın)