Naughty Dog şüphesiz ki son onbeş yılda oyun dünyasının büyük pastası içinde kendine çok önemli bir yer edindi. PlayStation konsolunun her jenerasyonunda “kült” olarak adlandırabileceğimiz yapımlara imza attılar; Crash Bandicoot, Jak ve son olarak da Uncharted gibi. Aslında ben PlayStation 3 defterini Uncharted’la kapamalarını beklerken sürpriz bir şekilde, yeni bir AAA projeye başladılar: The Last of Us. Sinematik anlatımı her oyunlarında en üst düzeyde tutan Naughty Dog, yeni oyunlarında da trendi devam ettiriyor ve bizi oldukça dramatik, post apokaliptik bir senaryonun içine çekiyor. Karakter ilişkilerine, bir yaşam mücadelesindeki insanlara ve onların duruma reaksiyonlarına odaklanan The Last of Us için şimdiden rahatlıkla söyleyebilirim ki; kendisi bir başyapıt. Bu oyunun dışarıdan gözüktüğü gibi hiç de zombilerle, canavarlarla falan işi yok…

Yolculukla ilgili bir hikâye bu, nereye varılacağı önemli değil…

The Last of Us’a referans gösterirken zombi oyunlarından konuşmak büyük haksızlık olacaktır. Evet, etrafta bolca enfeksiyon kapmış insanlar var ama elimizdeki yapım kesinlikle diğer, sıradan bir “shooter” değil. Bunun yerine gizlenme, yağmalama ve tamamen taktiksel düşünme üzerine kurulu bir oyun. Öyle ki, her yeni bir durumla karşılaştığınızda arkanıza yaslanıyorsunuz ve nasıl çözeceğinizi etraflıca düşünüyorsunuz. Daha fazla erzak toplamak için düşmanlarla karşılaşmayı göze alacak mıyım ya da bir sonraki çatışma için elimdeki mühimmatı saklayacak mıyım? Senaryo boyunca bu sorular kafanızda dolanıp dururken, hâliyle tansiyon da epey artıyor.



Amerika Birleşik Devletlerini gezdiğimiz bir macera var elimizin altında ve iki de karakterimiz; Joel ve Ellie. Ana karakterimiz, esas oğlanımız olan Joel’in bütün amacı Ellie adlı genç kızı Fireflies adlı gruba ulaştırmaktır ama tabii ki işler her zamanki gibi beklenenden de zor çıkacaktır. Kır saçlı, daha yaşlı ve karanlık bir geçmişe sahip bir adam Joel. Enfeksiyon gerçekleşmeden önceki dünyayı da iyi tanıyor ve bir zamanlar orada yaşamış, buna rağmen tüm duygularını saklamayı başarıyor. Ellie ise sadece ondört yaşında ve salgından altı yıl sonra dünyaya gelmiş, sadece burayı biliyor. İkisi adeta bir baba – kız ilişkisine sahip. Bu noktada The Last of Us’la ilgili şunu diyebilirim ki; oyunun tüm replikleri, diyalogları unutulmayacak ve fenomen olacak cinsten kaliteli.

Oyunu bu derece büyüleyici yapan da tüm bu diyaloglar ve senaryo akışı oluyor. Bitene kadar, her dakikasında neredeyse her karaktere aşırı derecede dikkat ettim. Hepsi kusursuz şekilde çizilmişler ve aynı şekilde senaryo akışı da bir o kadar iyi. Oyunda olaylar hakkında “Acaba ne olacak?” diye endişelenmediğim dakika hiç olmadı ve hız durmak bilmedi. The Last of Us’da seslendirmeler de “birinci sınıf” diyebilirim. Troy Baker, Joel olarak sıradışı bir performans gösteriyor ve Ashley Johnson da Ellie karakteri olarak parlıyor. Diğer tüm cast de ana karakterler kadar harika ve burada gerçekçi duygusal tavırlarından, mimiklerinden bahsetmiyorum bile.
how often do women cheat on their husbands why married men cheat on their wives online
online reason women cheat redirect
cheat on my husband website

Sayfa 1/2