Uncharted 3, Arabistan cephesinde Osmanlı Devleti'ne karşı da savaşan, ünlü İngiliz ajanı Thomas Edward Lawrence'ın o meşhur sözleriyle başlıyor: "Gündüz düş görenler tehlikeli adamlardır çünkü onlar mümkün kılmak için gözleri açıkken de yaşayabilirler düşlerini. Tıpkı benim gibi". Ve ardından Nathan Drake de ekler; "Tıpkı benim gibi..."
Lawrence'a uygun olarak, şehir de tam Londra. Kahramanımız Nathan Drake ve ortağı Victor Sullivan değiş tokuş için bardadır. Nathan'ın boynuna astığı yüzük kolyeyi hatırlarsınız, işte onun karşılığında yüklü bir para almak için bara gidiyorlar. Paralar sahte çıkar, işler değişir. Senaryo bol bol twist (beklenmeyen son) içerdiğinden dolayı pek de spoiler içerecek bilgiler vermek istemiyorum ama geçmişe de yolculuk yaptığımızı söyleyeyim. 20 yıl öncesine, Nathan Drake'in çocukluğuna gidiyoruz ve yüzlerce yıllık bu efsanevi yüzüğün önemini öğreniyoruz. Belki de en önemlisi Nathan Drake'in, Victor Sullivan ile nasıl dost, Katherine Marlowe ile nasıl düşman olduğuna tanık oluyoruz.
Sonuç olarak tatmin edici bir senaryo modu var, farklı ülke ve şehirlere (Londra, Kolombiya, Arabistan vesaire) yolculuk ediyoruz. Adeta bir film gibi incelikle işlenmiş diyaloglar mevcut. Bölümler birbirini sürekli bağlıyor, bu da devamlılık sağlıyor. Hiçbir eksi puan veremiyorum, son zamanların en iyi senaryo moduna sahip
oyun lardan birisi olmuş Uncharted 3: Drake's Deception.
Uncharted 3, aksiyon dozajını zaten hemen baştan belli ediyor. Oyunda belli tuşlara, belli zamanlarda basmaya dayalı bir saldırı ve savunma sistemi var. Artık zaten klasikleşen bu durum, yeni oyunda da devam ediyor. Bazen saldırıları karşılamaya çalışıyorsunuz, bazen düşmanın elinden kurtulmaya, bazen de Allah ne verdiyse giriyorsunuz fakat genel olarak çok zevkli bir dövüş sistemi var diyebilirim. Özellikle yakın dövüşe ağırlık verilmiş, yani ateşli silahlardansa tekme ve yumruğumuz daha çok işimize yarıyor. Kaldı ki, yakın dövüş de çok daha zevkli bence. Ayrıca üzerimizde 3 silah taşıyabiliyoruz, bunlardan biri de el bombası oluyor.
Uncharted 3, çizgisel bir oynanabilirlik de sunmuyor. Farklı yollardan geçiliyor, çok çeşitli engeller aşılıyor. Macera yönü birçok zaman aksiyondan ağır basıyor zaten ve çeşitli akrobatik hareketler yapmak mecburiyetinde kalıyorsunuz. Sürekli çatıların üstünde, boruların tepesinde gezip duruyoruz. Assassin's Creed sevenler, bunu da sevecektir o yüzden.