Tarih o kadar geniş ki, anlatılacak o kadar çok konu var ki, Total War oyunları daima yeni bir şeyler buluyor. Çok satan seri, bugüne kadar genellikle farklı dönemleri, farklı imparator ve kralları anlattı. Sırada ise Türklerin ve Macarların ulusal kahramanı olan, "Tanrının Kırbacı" olarak tanınan Hun İmparatoru Atilla var. Her ne kadar Hun dönemi, Rome Total War'un bir DLC'sinde işlendiyse de, fazla derine girilmemişti. Attila'da ise daha ayrıntılı olarak dönemin savaşlarını ve kuvvetlerini göreceğiz.

Total War: Attila'da 5 farklı kültür bulunuyor. Bunlar; Barbarian Kingdoms, Great Migrators, Nomadic Tribes, Roman Empire ve Eastern Empires. Bunların arasında ise 13 oynanabilir fraksiyon yer alıyor. Tabii ki tahmin edeceğiniz gibi, Hunları, Romalıları, Vandalları da seçebiliyoruz. Oyunun adı bile Attila'yken, bilmiyorum başka fraksiyonları seçerek başlar mısınız fakat ben de Hunlarla başladım. RTS, RPG ve klasik Total War mekaniklerini bir araya getiren Attila'da, Hunların bariz bir "farklı" yanı var. Her ne kadar farklı kültürlerin artıları ve eksileri olsa da, göçebe Hunlar diğerlerinden ayrılıyor. Zaten Türk tarihine ilgiliyseniz ne demek istediğimi az çok anlamışsınızdır.

Hun kavmi, özellikle at üzerinde savaşmada usta ve şehirleri ele geçirmekle de pek uğraşmıyorlar. Hunların asıl istediği, şehirleri yağmalamak ve dünyaya korku salmak. Hunlarla oynarken daha çok yakıp yıkmayı tercih ediyoruz ve geçtiğimiz yerleri bir daha "yaşanamaz" bir harabeye çevirerek fetihlerimize devam ediyoruz. Tabii tüm bu yağmadan önce bir de savaş yapıyoruz!

Total War Attila'da da yine devasa savaşlar devam ediyor ve korkunç derecede büyük ordular karşı karşıya geliyor. Dolayısıyla savaşları yönetmek de bir o kadar zorlaşıyor ve iş sizin "taktik dehanıza" kalıyor. Ayrıca mücadeleler epey zaman da alıyor çünkü çok sayıda birim var ve bunlar gerçeğe uygun hızlarla hareket ediyorlar. Tabii ki zamanı hızlandırma özelliği yine yer alıyor. Savaşları yine otomatik yapma özelliği de bulunuyor çünkü bildiğiniz gibi Total War oyunları sadece "savaşla" ilgili değiller. Aynı zamanda ekonomi ve teknoloji yönetimi de yapmanız gerekiyor. Kaynakları iyi yönetmeli, ülkenizde neleri geliştireceğinize karar vermelisiniz. Bu oyunlara aşina değilseniz, uzun tutorial kısmını bitirdikten sonra bile aklınızda soru işaretleri kalacaktır.

Total War: Attila aslında benim için ne çok iyi, ne de kötü bir oyun. Her ne kadar serinin tüm başarılı özelliklerini müdafaa etse de, üste konan yeni bir şey de yok. Aslında Creative Assembly son birkaç oyundur bu politikayı sürdürüyor ve zaman zaman kendini tekrar ediyor. Muhtemelen ilk defa bir Total War oyunu oynayan memnun kalacaktır ama diğerleri için aynı şeyi söyleyemem.

Teknik yönlerden beklentimi karşılayan oyunda grafikler yine epey iyi, dövüşler gerçekçi, asker suratları yeterince çeşitli ve savaş alanları büyüleyici. Buna rağmen yer yer FPS düşüşleri yaşanıyor ve özellikle bekleme ekranları inanılmaz derecede sıkıcı. Bunu önceki oyunlarda da gördük ve hâlâ da devam ediyor. Bir savaşa girerken kimse dakikalarca beklemek istemiyor.

Sonuç olarak, başarılı bir strateji oyunu arayanlara önerebileceğim bir yapım olmuş Attila. Hem savaş atmosferi, hem derin kaynak yönetimi özellikleri kendisini ön plana çıkarıyor. Ama bundan daha fazlasını ararsanız da muhtemelen hayal kırıklığına uğrarsınız.