Shinji Mikami hâlâ survival horror türünün babası olarak kabul edilir. Her ne kadar ondan önce bazı oyunlar çıkmış ve ardından çok daha fazlası gelmiş olsa da, şüphesiz Resident Evil bu türe şeklini veren bir mihenk taşıdır. Aradan geçen yirmi yılın ardından Mikami, korku oyunlarına son projesiyle geri dönüyor, üstelik klasik şekilde. Her ne kadar birçok oyuncu bu tip oyunların artık hareketsizleştiğini düşünse de, The Evil Within bir şeyleri kanıtlama çabasında. Öyle ki, baştan sona kadar Mikami havasını hissettiriyor. Fantastik bir hız, dehşet hissi ve az mühimmat. Sonda diyeceğimi başta söyleyeyim, The Evil Within tam anlamıyla bir geri dönüş.

Survival Horror'un geri dönüşü!

Evil Within'de kıvrımlı bir senaryo bulunuyor. Detektif Sebastian Castellanos ve ortakları bir akıl hastanesinde araştırma yapmak için yola çıkıyorlar. Vardıklarında ise işin içinde çok daha fazla şeyin olduğunu görüyorlar ve oyun da böylece önümüze ilgi çekici bir hikâyeyi sunmuş oluyor. Evil Within kafa karıştırıcı bir oyun ve her ne kadar seslendirmeler çok parlak olmasa da, daima başarılı kalıyorlar. Oyun içerisinde birçok toplanabilir eşya bulunuyor ve bu da bugünlerde oyunlarda aradığımız bir şey.

Evil Within, tüm unutulmuş eski okul survival horror öğelerini bir araya getiriyor ve karşımıza muazzam bir şekilde sunuyor. Çaresizliği ve dehşeti her an hissedeceğiniz oyunda daima mermi sıkıntısı çekiyoruz, bulmacalarla tansiyonumuz yüksek seviyelere çıkıyor. Üstelik bu döngü devam ediyor ve bölümler arasında bir farklılık da bulunmuyor. Bölümler her ne kadar fazla uzun olmasa da, yer yer bulmacalara odaklanmak, yer yer kısıtlı malzemelerle düşmanları yok etmek büyük keyif ve adrenalin yaşatıyor. Ayrıca boss savaşları da bulunuyor, hem de ne bosslar! Düşmanlar sizi bazen tek hamleyle öldürebiliyor ve işin içinden çıkmak için daha yaratıcı yollar bulmanız gerekiyor. The Evil Within, böylece daima heyecanlı ilerliyor.

Dediğim gibi heyecan hiç bitmiyor ve oyunda tek bir donuk an bile yok. Başlangıçtan sona kadar neredeyse onbeş saatin üzerinde zaman harcadım ve her bölüm de beni başında sıkılmadan tutmayı başardı. Oynamayı bıraktığım anlar ise sadece fazla korktuklarım, tansiyonumun yükseldiği zamanlar oldu. Evet , her ne kadar yer yer ara verseniz de bir şekilde oyuna geri dönmeyi istiyorsunuz!

Gelelim oyunun aksiyon kısmına. Bildiğiniz gibi üçüncü kişi bakış açısıyla oynanıyor ve tipik bir shooter tarzında. Silahlar da klişe, tabancalar, pompalı tüfekler ve keskin nişancı tüfekleri gibi. Farklılık yaratan ise tatar yayı oluyor. Crossbow kullanırken farklı mermi tipleri kullanmak da mümkün oluyor, patlayan, yakan ve donduran oklar gibi. Bu mermileri ya bölümlerde topluyorsunuz, ya da oyunda bulunan crafting sistemiyle kendiniz üretiyorsunuz. Oklar düşmanı etkisiz hâle getirmek için birebir diyebilirim. Örneğin, karşınızda boss varken onu dondurabiliyorsunuz ve kaçarak geleceği yöne doğru çeşitli tuzaklar kurabiliyorsunuz.

reasons why husbands cheat cheat women unfaithful spouse
website want my wife to cheat online
how often do women cheat on their husbands unfaithful husbands online
go women who love to cheat my wife cheated
how many guys cheat catch a cheat why do women cheat on their husbands
women that cheat on their husbands read here how many women cheat on husbands