Grafikler: 80 Ses & Müzik: 100 Oynanabilirlik: 65 Atmosfer: 85
Hakkını vermek gerek, bu meşakkatli incelemeyi yazmak bana bir hayli ter döktürdü; ama öncelikle belirtmek istediğim nokta Oyunsitesi.com olarak sizlere sunduğumuz bu incelemede Skyrim’in her bir noktasının yer almadığı. Zaten incelemeyi zorlaştıran nedenlerin başında da oyunun HDD’de ufak sayılabilecek bir alan kaplamasına rağmen devasa boyutta bir içeriğe ev sahipliği yapması. Bir diğeri ise “olumlu beklentilerimden” olsa gerek, oyunun belli başlı noktalarda bende bıraktığı hayal kırıklığı. Oyun hakkında derinlemesine bilgiyi oyunun daha evvel yaptığımız ön-incelemesinde bulabileceğinizi vurgulayıp teferruatları bir kenara bırakarak asıl meselemiz Skyrim’e geçiyorum.
Quo Vadis? (Nereye böyle?)
Ön-incelememizde de değindiğimiz üzere Skyrim, The Elder Scrolls’da daha önce sözü geçen bölgelerden biri. Oyun Tamriel’in buz kesen Nord diyarı Skyrim’de her Elder Scrolls yapımında olduğu gibi baş karakterin tutsaklığına tanıklık ettiğimiz ve az sonrasında inanılmaz olayların gerçekleşeceği bir sahne ile başlıyor ki önceki oyun Oblivion’da hücremize bizzat Kral’ın kendisi teşrif ediyordu. Devam edelim. Skyrim’in baş kralının kısa süre önce bir suikaste kurban gittiğini de öğrendikten sonra kendinizi her nedense tutsak isyancılarla birlikte ceza çekmeye götürülürken buluyorsunuz. Diz çöktürülüp kelleniz tam vurulacağı sırada karşınızdaki kolluk kuvvetleri hariç oyundaki herşey sizin ölmemeniz için adeta seferber oluyor ve bir anda efsanelere konu olan devasa, ateş püsküren bildiğiniz ejderhalardan biri orayı basıveriyor. Tahmin ettiğiniz üzere aradaki karmaşadan faydalanarak kaçışınızı gerçekleştiriyor ve sonunda Dragonborn yani Skyrim’de aniden beliren bu ejderhalara kök söktürecek kilit adam olduğunuzu öğrendiğiniz bir görev zincirine dâhil oluyorsunuz.
O an için yeterli olan “background info” bizlere verildikten sonra hemen hemen her RPG yapımında olduğu gibi karşımıza karakter özelleştirme ekranı çıkıyor. Yalnız karakter özelleştirme kısmı oyunun hemen başında değil de başınız vurulmadan önce çağırıldığınız sırada ortaya çıkıyor. Bethesda’nın karakter özelleştirme kısmını oyuna çaktırmadan yerleştirmeye çalışmasını her zaman bir tebessümle karşılamışımdır ki Fallout 3’ün daha bir bebekken “İsmin ne?” diye bana soru soruşunu unutamam. Söz konusu durum Skyrim’de kelleniz vurulmadan önce bir nöbetçi tarafından “Öne çık.” Talimatıyla çağırıldığımız sırada ortaya çıkıyor. Adımızı yazıyor, görüntümüzü düzenliyor, ırkımızı belirliyor ve sonra devam ediyoruz. Bu kısım aklınızda kalsın zira yazının ilerleyen bölümlerinde –bilhassa grafik ve kullanıcı arabiriminden söz ederken- buraya tekrar değineceğim.
Skyrim’de illa bir klasmana dâhil olmak zorunda değilsiniz. Siz oyunu oynadıkça karakteriniz sizin seçimleriniz doğrultusunda gelişip, profesyönelleşiyor. Kılıç kullanmayı seviyor, ağır zırh giyiyor ve çok savaşıyorsanız, oyunda geçirdiğiniz zamanla orantılı olarak bu noktalarda ustalaşıyorsunuz. Ha, diyelim ki yolun yarısında büyücü olmaya özendiniz ve siz de büyü kullanmak istiyorsunuz, oyun sahip olduğu basit, ama hoş sistem sayesinde burada da size herhangi bir kısıtlama getirmiyor.