Oyun nedir? Sanırım bu sorunun cevabı sabit bir ifade değil, olamaz da. Bazen sadece yürümektir oyun, bazen yolda karşılaşılan şeylerle savaşmaktır. Adventure tarzı dediğimiz macera oyunları ise; bulmaca çözmektir, yolu açmaktır. Telltale Games, popülerliğini türe getirdiği diyalog ve hikaye ağırlıklı tarzıyla oyun tanımına bir ifade daha ekledi.

Her ne kadar Telltale Games, oyunlarında konuşmalar dışında başarılı görünmese de, bazen hikaye sizi o kadar içine alıyor ki bunları umursamıyorsunuz. Örnek verecek olursam, bazı sahnelerde durmadan Q tuşuna basmak, bazı sahnelerde beliren o kırmızı çembere dokunmak oyun içi etkileşim anlamında çok başarılı hamleler değil. Küçük bulmacalarda belirli alanlarda yürüyüp etkileşime geçilebilecek her şeyle etkileşime geçip bulmacayı çözmek, türü yaratıcılıktan uzaklaştırıyor.

Tales from the Borderlands Episode 3'te, Telltale Games'in diğer oyunlarında olduğu gibi yine bir karar mekanizması mevcut. Bu oyunda Fiona karakteri ile bazı aksiyon sahnelerinde yaptığımız seçimler beni çok mutlu etti. Aksiyon sahnelerinin sadece kırmızı çembere basmaktan öteye gitmesi beni mutlu etse de, oyunda daha etkileyici daha güzel deneyimlere ihtiyacımız olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Vermek zorunda olduğumuz kararların da çok da zor olduğunu söyleyemeyeceğim.

Yazımın bu bölümüne kadar oynadığım oyundan hoşnut olmadığımı ya da Telltale Games oyunlarını sevmiyormuşum hissi verdiğimi biliyorum, ama durum öyle değil. Takdir ettiğim bir çok yönü olan bir şirket. Özellikle Tales from the Borderlands serisi Telltale'in en iyi oyunlarından ve bu 3. Episode bir çok yeni karakter getirmesi ve komedi unsurunun çokluğuyla şu ana kadar beni en çok eğlendiren Telltale oyunu.

Serinin bu oyununa hikaye anlamında geçiş yaparsam, fazla spoiler vermeden bahsedeceğimi önceden söyleyeyim. O manyak kahkahasıyla Handsome Jack karakteri benim pek hoşuma giden bir karakter olmasa da ve oyun içindeki ana hikayenin yanında onun o küçük hikayesini pek beğenmesem de insanlar arasında popüler bir karakter. Bu noktada Telltale'i Jack'i tekrar dirilttikleri için suçlayamam.

Telltale serinin 2. oyununda kime güvendiğimin oyunda çok farklı deneyimlere götüreceğini söylemişti. Fiona ve Jack'e ayrı ayrı güvenme şeklinde hikayeyi iki farklı şekilde götürebiliyorsunuz. Ben üşenmeden ikisini de oynadım ve söylemeliyim ki aynı sona çok da farklı şekillerle çıkmıyorsunuz. Yani bir tanesini seçtiğinizde "Diğerini seçseydim ne olurdu?" diye düşünmekle kalmanız, bence daha iyi.

Son olarak oyunda affedilebilir birkaç grafiksel hata mevcut. Bazı yerlerde oluşan hafif donmalar, bulanık yer kaplamaları göze çarpsa da çok üzerinde durulması gereken şeyler değiller. Bu arada diğer iki Episode'un çıkması biraz zaman alacak gibi duruyor. Eğer oyuna başlayacaksanız iki Episode arası 4-5 ay gibi bir süreyi gözardı etmemeniz gerektiğini belirtmeliyim. Ama karakter ve mizah anlayışı bu çizgide devam ettiği sürece, TFTB serisi oynamaya değer bir seri olarak kalacaktır.