Türk oyun son sektörü son 5 yılda yavaş yavaş emekleme aşamasından çıkarak, yürüyüş kısmına geçti. Bu büyük prodüksiyonlar şeklinde gerçekleşmiyor fakat bence bir sorun da değil. Az ama gerçekten kaliteli bağımsız yapımlarla karşılaşıyoruz. Burak Dabak'ın tek başına tasarladığı ve gerçekten zor bir iş başardığı bağımsız gerilim-macera türündeki oyunu Mesel de bunlardan birisi.

Greenlight onayını alan ve birkaç gün önce Steam'de satışa sunulan Mesel 10 TL gibi oldukça makul bir fiyata sahip. Her ne kadar kısa bir oynanış süresine sahip olsa ve yaklaşık olarak 3 saatte bitse de, bu fiyata kesinlikle değen ve sürükleyen, başından kalkmadan bir oturuşta bitirebileceğiniz bir oyun. Yapımda Mesel adlı bir yazarın hikayesini dinliyoruz ve onun Gölcük Çocuk Hastanesi'ne yolculuğuyla, esrarengiz bir maceraya katılarak romanı sıfırdan yazmaya başlıyoruz. Hastane oldukça gizemli bir yer çünkü yıllar önce kapanmış, yaşananların da üstü kapatılmış. Her ne kadar iyi niyetlerle kurulsa da, birçok çocuk ölümü ve problem yaşanan çocuk hastanesinin yıllar sonraki yıkık dökük görüntüsü haliyle oyunda tüyleri ürpertmeye yetiyor.

Kısa ama korku dolu Mesel macerası boyunca hastanenin farklı bölmelerinde gezintiye çıkıyoruz ve her bölümde de belli sayıda ipuçları var. Bunları buldukça roman daha genişliyor fakat tamamını bulmadan da bölümler arası geçiş yapmak mümkün. Oyun zaten bunu kullanıcıya soruyor ve "Arkada kalan şeyler var, geri dönüp tamamlamak ister misin?" minvalinden de soruyor. Bunlar kimi zaman çocukların resim dersinde çizdiği fotoğraflar, kimi zaman hastaneye dair belgeler olabiliyor. Bölümleri tamamen incelemenizi öneririm çünkü hem zaten oyun kısa sürüyor, hem de gerçekten ilgi çekici şeyler var.

Oyun belli bir hikaye anlatımına bağlı olduğu için çizgisel olarak ilerliyor. Sırayla yapmanız gereken şeyler, girmeniz gereken odalar oluyor. Hikaye anlatımı elbette epey çekici ve merak uyandırıcı, üstelik bir de "flashback" özelliği var. Belli anlarda Q tuşuna basınca oyun geçmişe dönüyor ve hastanede yaşanan anıları gösteriyor. Ne yazık ki bunlar biraz az serpiştirilmiş. Daha önce bir oyunda görmediğim bu tip anları daha sık yaşamak isterdim. Aynı zamanda hikaye doyurucu olsa da, daha iyi süslenebilirdi. Örneğin etkileşime geçecek daha çok eşya, daha çok belge, fotoğraf olabilirdi. Bunun yanında hatırlatmak gerek, Mesel tamamen gerilimli bir hikaye anlatıyor. Sizin onu keşfetmenizi istiyor ve savaş barındırmıyor. Yani kaçacak düşmanlar, zombiler, yamyamlar bulunmuyor. Bu da benim için oldukça artı bir yön oldu. Güzel bir hikaye, gereksiz korku öğelerine her zaman yeğdir.

Oynanabilirlik olarak ise bana akıcı geldi ve neredeyse hiç buga rastlamadım. Zaten klavyede kullanabileceğimiz sadece birkaç tuş var. Karanlıkta el feneri ve ayak izlerini görmeye yarayan lamba oldukça iş görüyor. Tabii ki zifiri karanlıkta yürürken, bazen küçük lamba ışığı yetmeyebiliyor. Hele arkadan sesler geliyor, kapı yumruklanıyorsa!