Square Enix ve Dontnod Entertainment’in hikaye işleniş oyunu Life is Strange, Episode 2’si ile kaldığı yerden devam ediyor; Chrysalis olaylarının ertesi gününden başlıyor. Bu yüzden bu yazıda birkaç SPOILER olabilir.

Her ne kadar ilk oyunu ben incelememiş olsam da Episode 2’yi ben inceliyorum. Söylediğim gibi Episode 2: Out of Time, Chrysalis olaylarının ertesi gününden başlıyor. Siz 18 yaşında zamanı döndürme gibi özel bir gücü olan Max Caulfield isimli bir öğrenciyi kontrol ediyorsunuz.

İlk oyunda Chrysalis, daha çok oyuncuları oyuna ısındırma, oyunun havası içine alma ve oyunun mekaniklerine alıştırma evresi gibiydi. Episode 2: Out of Time’da ise nihayet olayların içine giriyoruz. Arcadia’da çok fazla olay ve heyecan var. Hatta gereğinden fazla bile diyebiliriz. Ana karakterimiz Max, normal bir gence göre çok daha fazla sorunla aynı anda ilgilenmek zorunda kalıyor. Rachel Amber isimli bir kayıp kişiyi arıyorsunuz, Chloe ve Nathan Prescott arasındaki kan davasıyla uğraşıyorsunuz, başınıza bela olmuş bir Victoria ve ilginç hortum görüşleri başınızı bir ayrı ağrıtıyor. Episode 2: Out of Time tüm bu hikayeleri biraz daha ileriye taşıyor ve Episode 1’de aldığınız kararlar, Life is Strange hikayenizde önünüze yeni sonuçlar çıkarıyor.

Hatırlarsanız ilk oyunda yapacak bir sürü seçim gelmişti önünüze. Hiç etki edeceğini tahmin etmediğinzi anlar bile diğer karakterlerin size bakış açısını değiştirmişti. Sanki karakteriniz Max, gerçek dünyanızı etkileyecek kararlar alıyor gibiydi.

Life is Strange’in herhangi bir teknik sorunu yoktur demek pek doğru olmaz. Fakat; bir konuşmanın ne kadar ağır olabileceğini bize gösterdiği üzere, Life is Strange sizi karakterlerin hayatlarına sokmada ve onların neler hissettiğini anlatmada çok sağlam bir iş başardığını söyleyebiliriz. Gerçeklik payı bir hayli fazla olan bir hikayeyi işlerken Life is Strange bazı rahatsız edici konulara değenirken de pek gözünü kırpmamış görünüyor. Uyuşturucu, alkol, intihar, tecavüz vb.

Episod 2: Out of Tıme, küçük düşürücü bir olay yaşayan fakat bunu hatırlamayan, dinine bağlı bir Katolik olan Kate Marsh ile başlıyor. Onun rolü oyuna cinsel istismar konusunu getiriyor. Kate’in bu durumuna Max’ın nasıl tepki vereceği sizin yaptığınız seçimler ile belirleniyor ve yaptığınız seçimlerin sonucunu görmeniz çok uzun sürmüyor.

Kate haricinde Episode’un büyük bölümü, sonradan tam bir sorun kaynağına dönen, Max’in çocukluğundaki en yakın arkadaşı Chloe ile yeniden etkileşime girmeyi içeriyor. Chloe’nin olduğu bölümlerde Episode 2 daha çok oyun gibi hissettiriyor, hem de başınızı ağrıtan bir oyun gibi. Ayrıca bu bölümlerde Rachel Amber’in Chloe ile olan ilişkisini ve Max’in hiç hayal etmediğiniz yanlarını görüyorsunuz. Çok fazla spoiler vermeden yazımı bitireyim. Arcadia’da çok fazla olay döndüğü kesin. Episode 2’nin son olmadığını bilmek güzel. Bakalım Episode 3: Chaos Theory’de neler göreceğiz.