Uzun süredir bağımsız bir firma tarafından hazırlanan Hatred nihayet çıktı fakat bu tarih gelene kadar oyun çok konuşuldu, hatta sektörün bugüne kadarki gelmiş geçmiş en şiddet dolu yapımı olarak tanındı. İlk defa bir oyunda sadece masum insanları, sivilleri acımasızca katledecektik, tamamen bilinçsiz bir şiddet uygulayacaktık. Tabii ki herkesi bir heyecan sardı çünkü oyunun atmosferi, serbestliği ilgi çekmişti. Hatred sonunda çıktı, peki umduğumuzu bulduk mu?

Aslında bu "nefret" ve "öldürme" temaları biraz insan psikolojisiyle, varoluş felsefesiyle ve dini olgularla harmanlansa ortaya çok güzel bir oyun çıkabilirdi fakat Hatred'da hiçbiri yok, herhangi bir hikâye yok, karakter yok. İsimsiz bir karakterimiz var, kısa bir başlangıç sahnesinde sadece öldürmek ve sonunda ölmek istediğini anlatıyor ve ardından olaylar olaylar...

Açılışın ardından kendimizi mahallenin önünde elimizde bir kalaşnikof tüfek, tabanca, pompalı tüfek ve birkaç el bombasıyla buluyoruz. Gören insanlar koşuşturmaya başlıyor ve ilk iş olarak da evimizin önündeki otobüs durağında bekleyenleri "tarıyoruz". Ardından polis anonsu başlıyor, "Uzun saçlı, beyaz bir erkek" diye bizi tarif etmeye. İlk bölümde birkaç görev veriliyor; marketi bas, cenazedekileri katlet ve polis karakoluna gir gibi. İlerleyen bölümlerde de benzer şekilde görevler geliyor ve devamlı öldürüp yolumuza devam ediyoruz. Tüm bu "katletme maratonunda" karşımıza düşman olarak polisler ve silahlı siviller çıkıyor. Evlerde veya öldürdüğümüz polislerin üzerinde mermi bulsak da, can paketi gibi şeyler bulunmuyor ve canımızı doldurmak için de vurduğumuz fakat henüz öldüremediğimiz kişileri infaz ediyoruz. Bu infaz kısmı başlarda epey hoşuma gitti. İzometrik olan kamera, birden yakın çekime geçiyor ve karakterimiz bazen ayağıyla yerde yatan kişinin kafasını koparıyor, bazen göğsüne bıçak darbeleri indiriyor, bazen de direkt kafasına bir kurşun sıkıyor. Her ne kadar ilk anlarda izlemesi zevkli olsa da, yarım saat sonra tahmin edeceğiniz gibi o da esprisini yitiriyor tabii.

Hatred tamamen izometrik kameradan oynanıyor ve bu tarz kontrollere sahip oyunlar eskisi gibi yaygın olmadığı için GTA 2 oynamamış olan nesle biraz zor gelebilir. Silah kullanırken özellikle yer alan buglar sayesinde ateş etmekte çoğu zaman zorlanıyorsunuz veya alakasız yerlere gidiyor mermileriniz. Ayrıca Hatred'da araba kullanma olayı da var ve böylece gideceğiniz yerlere daha hızlı ulaşabilir veya önünüzdeki insanları ezebilirsiniz. Maalesef her araca binilmiyor fakat, sadece haritada işaretlenmiş olan arabalara girip sürebiliyoruz.

Hatred, teknik yönlerden öyle pek büyük şeyler vaad etmiyor. Tamamen siyah beyaz grafiklere sahip olan oyun, aslında vahşet havasını çok iyi yansıtıyor fakat tabii ki detayların çok iyi olduğunu söyleyemem. Fiziklerde yapımcı firma ellerinden geleni yapmışlar ve çoğu nesneyle etkileşime girmek mümkün. Yine de ölünce yerde tir tir titreyen insanlar saçmalığı olmasa daha iyi olurmuş.

Sözün özü, Hatred benim uzun süredir beklediğim bir oyundu ama aradığımı pek bulamadım. Stres atmak isteyenler, farklı bir oyun görmek isteyenler denesin derdim ama 31 liralık fiyatı buna da pek uygun değil. Üstelik çoklu oyuncu seçeneği de yer almıyor.