Zombiler ve açık dünya oynanış mekanikleri sektörün artık vazgeçilmezleri arasına girdi ve çoğu zaman da oyuncuyu fazlasıyla memnun etmeyi başarıyorlar. DayZ moduyla başlayan bu akım, git gide gelişti ve bu hâle geldi. Daha önce Dead Island serisiyle hatırı sayılır bir kitle edinen Techland ise bir kez daha en iyi bildiği işi yapıyor, "zombi cehennemini" tekrar konsollarımıza ve monitörlerimize taşıyor. Açık dünya oynanış, birinci şahıs bakış açısı, bolca aksiyon ve tabii ki zombiler.

Dying Light mahvolmuş bir dünyada geçen, "hayatta kalma mücadelesi" verdiğimiz bir oyun temelde. İçinde neler mi var? Savunmasız karakterler ve paramparça hâle gelmiş şehirler. Bizim kontrolünü aldığımız karakterin adı ise Kyle Crane. Kendisi Harran adlı karantinaya alınmış bir şehre gönderilen yetkili. İşin ilginç yanı, Harran şehri akıllara Urfa'nın Harran bölgesini getirse de, oyunun geçtiği bu kurgu şehir İstanbul'dan esinlenilerek yapıldı. Dying Light'ta Harran'a gitmekteki tek amacımız ise virüsle ilgili önemli bir bilgiyi ele geçirmek, çünkü eğer yapamazsak işler daha da kötüye gidecek. Her ne kadar yapımın hikâyesi pek ilgi çekici olmasa da, anlatım oldukça başarılı. İlerledikçe salgının etkilerini daha net görüyoruz, insanların ne hâle düştüğüne şahit oluyoruz ve tam bir kaos ortamıyla yüzleşiyoruz.

Oynanabilirlik olarak eminim hepiniz kısa sürede alışacaksınızdır çünkü tipik bir FPS diyebilirim. Hele daha önceden açık dünyada geçen zombi oyunlarını denediyseniz, adeta "evinizde gibi" hissettirecek Dying Light. Arada tek bir fark var, Kyle biraz daha hareketli bir karakter ve onunla yapabilecekleriniz daha çeşitli. Kendisi adeta yorulmak bilmez bir karakter ve yakın dövüşte de çok kabiliyetli. Üstelik üç farklı yetenek ağacı bulunuyor ve 15 saatin üzerinde süren oyunda birçok farklı skill açabiliyorsunuz. Keşfediyorsunuz, dövüşüyorsunuz, çatıdan çatıya zıplıyorsunuz, tırmanıyor, görev tamamlıyor ve bolca tecrübe puanı kazanıyorsunuz. Tabii tüm bunlar da yeni yetenekler olarak geri dönüyor. Bu sayede de oyun devamlı kendini yeniliyor ve her yeteneği tatmak istiyorsunuz. Ayrıca Kyle'ın bir de "hayatta kalma hisleri" bulunuyor ve bu sayede çevredeki alınabilecek her şeyi görebiliyorsunuz. Açıkçası Dying Light'ı oynanabilirlik açısından oldukça eğlenceli buldum. Başında saatler boyunca tutmayı çok iyi başarıyor.

Dead Island bildiğiniz gibi çoklu oyuncu seçeneklerine de sahipti ve görevleri de co-op şekilde yapmak mümkündü. Aynı durum Dying Light'ta da geçerli ve eğer Kyle'a bir "yoldaş" arayacak olursanız, yanınıza bir değil üç tane birden alabilirsiniz. Açıkçası senaryo modunun da co-op şekilde oynandığı oyunlara bayılıyorum ve son zamanlarda çok nadir olarak gördüğümüz bir özellik. Dying Light'ta bulunuyor olması ise kesinlikle hoş olmuş. Üstelik bu şekilde her şey daha mücadeleci oluyor. Örneğin, en çok zombiyi kim öldürecek diye arkadaşınızla yarışabiliyorsunuz veya kim daha fazla eşya bulacak diye. Multiplayer'da bir de zombi modu bulunuyor. Burada bir zombinin kontrolünü alıp hayatta kalan diğer kişileri öldürmeye çalışıyorsunuz. Şu anda mod kısıtlı durumda olsa da, geliştikçe çok daha sürükleyici hâle gelecek eminim.

Daha önce de dediğim gibi, Dying Light'ta Kyle'ın ilerleyişi gerçekten de bir şeyleri başardığınızı ve gelişme kaydettiğinizi hissettiriyor. Daha hızlı koşmaya başlıyor, daha uzun zıplıyor ve özel saldırılar öğreniyorsunuz. Seviye atlama işini bu kadar başarılı yapan oyun sayısı maalesef az çıkıyor.

cheat wife meet to cheat women love to cheat
go marriage affairs why wife cheat
wife cheat how can people cheat read here
online reason women cheat redirect
women affairs marriage affairs cheat husband
what makes women cheat My girlfriend cheated on me open
women that cheat on their husbands read here how many women cheat on husbands