Neocore Games'in geçmişte yaptığı King Arthur ve Incredible Adventures of Van Helsing gibi oyunları oldukça başarılıydı ve hak ettiği değeri de almıştı. Özellikle Van Helsing oyunlarında yer alan yan görevler, bunlardaki kule kontrolleri ve özel tuzaklar epey eğlenceliydi. Neocore Games, son oyunu olan Deathtrap'te ise temel olarak bu yan görevleri alıp yeni bir oyuna çevirmiş. Görünen o ki, formül de gayet iyi şekilde işlemiş.

Oyunda başlangıçta bir karakter yapıp sınıf seçiyoruz. Her karakterin tabii ki kendine has yetenek ve stratejileri bulunuyor. İlk aşamalarda sadece birkaç yeteneğe ve tuzağa sahip olsak da, yeni haritaları açtıkça, ilerledikçe ve karakteri, tuzakları geliştirdikçe oyun çok daha kompleks bir hâle giriyor. Tıpkı Van Helsing oyunlarında olduğu gibi karakter ilerleyişi haz veriyor. Sadece karakterin seviyesi artmıyor, aynı zamanda tuzak puanları kazanıyor, bunları özel yeteneklere ekleyebiliyoruz. Yeni tuzaklar açtıkça da düşmanları çok farklı ve bir o kadar da eğlenceli yollardan öldürebiliyoruz. Temelde bir Tower Defence oyunu olan Deathtrap, kendini sıradanlıktan kurtarıp ilgi çekici bir şekilde sunmayı başarıyor.

Tabii ki düşman yığınlarını yok ettikçe üstlerinden çıkanları toplayıp yeni zırh ve silahlar da elde edebiliyoruz. Bu eşyaları mağazadan da alabiliyoruz aynı zamanda. Bir craft sistemi de yer alıyor ve böylece karakterler tamamiyle özelleştirilebiliyor. Tüm bunlar da Deathtrap'e epey derinlik katıyor, gözüktüğünden daha geniş olmasını sağlıyor.

Savaşlar sırasında tuzakların yerleştirilebileceği belli bölgeler bulunuyor ve bunlar tamamen sizin oyun tarzınıza bağlı kalıyor. Yani düşman tipine veya kendi isteğinize göre asit gayzeri veya lav silahı koymak zevkinize kalmış bir durum. Tabii ki bazı tuzaklar bazı düşmanlara karşı çok daha güçlü oluyor ve stratejinizi de bu yönde belirlemeniz gerekiyor. Düşman öldürdükçe essence kazanıyorsunuz ve bunlarla da yeni tuzaklar alabiliyor veya var olanları güçlendirebiliyorsunuz. Dolayısıyla ne kadar düşman, o kadar tuzak diyebiliriz.

Her harita üç farklı zorluk seviyesine, farklı modlara ve senaryolara sahip. Dolayısıyla aynı haritayı tekrar bitirmek size yeni şeyler açma ve karakterinizi geliştirme olanağı tanıyor. Tek kişilik modun yanı sıra çoklu oyuncu seçenekleri de mevcut ve dört kişiye kadar oynanabiliyor. Co-op şekilde oynarsanız aslında oyun epey kolaylaşıyor çünkü yanınızdaki arkadaşınız haritada epey avantaj sağlıyor. Daha fazla mücadele arıyorsanız versus modunu denemelisiniz. Burada iki rakip karşı karşıya geliyor ve biri geçişleri kontrol ederken, diğeri de minionları kontrol ediyor ve savaşıyorlar. Bu da tower defence türüne yeni bir soluk katıyor.

Deathtrap'i birkaç saat oynadıktan sonra görüyorsunuz ki oyun yavaş yavaş zorlaşıyor, karakter ilerleyişi yavaşlıyor ve haritalar çok daha karmaşık, ölümcül hâle giriyor. Hatta zorluk seviyesini kıssanız da yine kolayca yere serilebiliyorsunuz. Bu yüzden de eski haritaları tekrar oynayıp yeni geliştirmeler yapıp, karakterin seviyesini artırmak önemli. Dolayısıyla Deathtrap'in oynanış süresi ve tekrar oynanabilirliği bence epey yüksek.

Oyun görsel olarak Van Helsing'lerin hemen hemen aynısı ve gotik havayla, Viktoryan dönemi mimarisi birleştirilmiş. Müzikler her ne kadar başta gayet orijinal ve güzel gelse de, devamlı aynı şeylerin çalıp durması zaman içinde insanı germekten başka işe yaramıyor. Sonuç olarak, Dungeon Defenders veya Orcs Must Die gibi oyunları sevdiyseniz, Deathtrap de size rahatlıkla önerebileceğim bir yapım olmuş. Tower Defence ve RPG mekanikleri daha iyi harmanlanamazdı. Tabii ki birkaç eksiği de görmezden gelmek kaydıyla.

open unfaithful wives husband cheat
i want an affair married looking to cheat love affairs with married men
i want an affair why people cheat love affairs with married men
women affairs marriage affairs cheat husband
go redirect my wife cheated
types of women who cheat read here reasons why women cheat on their husbands