KATEGORİ : FPS
ÜRETİCİ FİRMA :
Infinity Ward, Sledgehammer Games, Raven Software
YAYINCI FİRMA :
Activision
OYUNUN SİTESİ : www.callofduty.com/mw3/map
HANGİ OYUNA BENZİYOR? : Call of Duty: Modern Warfare 2
YAZAR : Anıl KALKAN
YAYIN TARİHİ : 18.11.2011
Oyunun Puanı 85
Grafikler: 80 Ses & Müzik: 80 Oynanabilirlik: 90 Atmosfer: 90
"Yaşlı asker bu defa işi bitirmek istiyordu. Bu son şansıydı ve artık daha fazla
kovalayacak gücü de kalmamıştı. Dostlarının intikamını almalıydı, savaş belki
bitmişti fakat onunki devam ediyordu. Onun savaşı, "o" da öldüğünde bitecekti ve
bu sefer elinden kaçırmayacaktı. Yaralıydı ama hızlı adımlarla yürümeye devam
ediyordu. Çatıya çıktığında daha da hızlandı ve koşmaya başladı. Silahını
düşürmüştü ama elleri hâlâ yerindeydi. Binanın ucuna geldiğinde bütün gücüyle
boşluğa doğru zıpladı ve tutunmayı başardı, bir kez daha o sözleri hatırladı;
"Bir amaç uğruna ölümü göze almayacak insan, yaşamaya da lâyık
değildir"
Infinity Ward ilk Call of Duty oyununu yaptığında Medal of
Honor'un yapımcılarından oluşuyordu ki zaten bu şekilde de Medal of Honor
efsanesi gerileme dönemine girmişti. CoD (Call of Duty) ise birçok site ve dergi
tarafından "Editörün Seçimi" puanlarını almış ve alternatif bir WW2 FPS'si
oluşturmuştu. Ardından gelen CoD 2 de özellikle teknik yanlarıyla çok
beğenilmişti. Gel gelelim aradan çok sular geçti ve CoD ismi artık dünya çapında
bir marka haline geldi. Öyle ki çıktığı gün satış rekorlarını alt üst eden
yapım, ülkemizde bile TV haberlerine (Bu konuda çok gerideyiz, özellikle
belirtiyorum) konu oluyor. Battlefield: Bad Company serisi çıktığından beriyse
iki oyun arasında sert bir rekabet süre geliyor. "Fanboy" diye tanımladığımız
kitlelerin tartışmaları bir yana dursun, her iki oyunun da kendine has yanları
var ve ikisi de başarılı. Ama Battlefield daha simülasyon vari bir oynanışa
sahipken CoD hep bir "sinema filmi" havasındaydı. İşte bahsettiğim marka değeri
de bu şekilde yükseldi, geniş kitlelere yayıldı ve casual oyuncu olarak
tanımladığımız kitleye de FPS türünü tanıttı, sevdirdi. Neyse, sözü fazla
uzatmadan Modern Warfare 2'nin hâlefine; yani Modern Warfare 3'e
geçelim.
"Your world as you knew it is gone. How far would
you go to bring it back? Shepherd created a war...but only we knew the truth."
-John Price
Modern Warfare 3, tıpkı eski oyunlarda olduğu gibi yine
etkileyici bir senaryo sunuyor. Modern Warfare 2'yi oynayanların -ki henüz
oynamadıysanız bu oyunun da senaryo modundan birşey anlamayacaksınız demektir-
bileceği üzere, Zakhaev, Makarov, Shepherd gibi düşmanlarımız vardı. Dünyada bir
kriz patlak vermiş, ABD-RUSYA savaşı çıkmıştı. Kısacası, aslında basit bir 3.
Dünya Savaşı-felaket senaryosuydu ve Amerikanların klasik korkularını
yansıtıyordu ama Yüzbaşı John Price, Ghost, John "Soap" MacTavish gibi tek
başına oyun olmaya yetecek
karakterlere sahip olup, üstüne mükemmel bir sunumla karşımıza çıkınca
vurulmuştuk Modern Warfare 2'ye. Üçüncü oyun ise tam da MW2'nin bittiği yerden
başlıyor. Kriz devam etmektedir ve savaş da farklı bir boyuttadır artık.
Avrupa'nın büyük şehirlerinde patlak veren terör saldırıları, kimyasal silahlar
derken iş yine bir avuç kahramana (!) düşmektedir. Dediğim gibi Modern Warfare 3
de aslında çok klişe bir senaryoya sahip öyle ki bazı sahnelerini görünce "İyi
bir B-Film olurmuş" diye bile bahsettim kendisinden. Yoğun ABD propagandası,
terör teması, sivil halkın üzerinden yapılan ajitasyon ve tipik "Rus Düşmanlar"
mevcut. Eksi olarak gözüken tüm bu saydıklarıma rağmen -her ne kadar Black Ops
kadar kaliteli olmasa da- ben senaryoyu oldukça beğendim. Daha doğrusu sunumu,
karakterleri, replikleri beğendim. Tek bir adamın nasıl tüm dünyayı
değiştirdiğine şahit olduğumuz oyunumuz hakkında fazla spoiler da vermek
istemiyorum, en iyisi siz neler olacağını kendiniz görün.