2008’de çıkan ilk Assassin’s Creed oyunundan sonra böyle kısa bir zaman diliminde serinin 4. yapımıyla tanıştığımıza hâla inanamıyorum. Assassin’s Creed: Revelations -itiraf etmeliyim ki- bende farklı etkiler bıraktı. Geçirdiğim onca zamandan sonra açık açık oyunu kesinlikle seviyorum veya nefret ediyorum diyemiyorum. Serinin ilk oyunu, barındırdığı onca hataya rağmen birçok
oyuncu gibi benim de gönlümde taht kurmayı bilmiş, Assassin’s Creed’in namının dalga dalga yayılmasını sağlamıştı. O noktadan sonra hemen hemen her yıl yeni bir Assassin’s Creed yapımıyla karşılaştık ve Ubisoft’un bu işin ustası oluşundan kaynaklanıyor olsa gerek “Eyvallah.” diyerek bağrımıza bastık. Brotherhood’u hatırlayalım, Assassin’s Creed 2’den yalnızca bir yıl sonra çıkmasına rağmen seriyi her noktada ileri taşımayı bilmişti. Peki, Revelations’ta ne oldu dersiniz?
Oyun endüstrisinde yıllık oyun çıkarma politikası hakkında en sık edilen şikayetlerden biri böyle kısa bir zaman aralığında içerik zengini, hatasız, yenilikçi (durağan olmayan) bir oyunu yapmanın imkânsız olduğu şeklindedir. Gayet mantıklı olan bu şikayetin birçok örneğiyle farklı zaman aralıklarında karşılaştık (örneğin Dragon Age 2). Assassin’s Creed: Revelations’ta içerik sıkıntısı çok şükür ki yok; ama diğer iki konuda çok önemli sorunlar var.
Oyun en başında aksaklık ve karışıklıklarla dolu, üstüne üstelik yenilik adı altında getirilen bazı değişimler oyunun hâli hazırdaki sağlam kısmına önemli bir darbe indiriyor.
Assassin’s Creed’te Tower Defense’in İşi Ne?Tamam, şu sıralar DoTA oyunları büyük ilgi görüyor olabilir; fakat böyle bir konsepti Assassin’s Creed gibi bir oyunun içine zorla sokmak AC deneyimini baltalıyor. Oyunda göze çarpan en büyük değişiklik olan bu mini-oyun sinirleri bozmak için konulmuş adeta. Önceki oyunlardan bildiğimiz “Borgia Tower” olgusu yerini Templar bölgelerine bırakmış. Bu sığınaklarda konuşlanan Templar komutanlarını öldürerek bu bölgelere sahip olabiliyorsunuz.